Herkesin hayatında "Onun yeri başka!" dediği insanlar olmuştur ya da olacaktır. Siz farkında olmasanız da birileri de bu sözü sizin için söylüyordur belki. Siz de birilerinin hayatına dokunmuşsunuzdur farkında olmadan. Yaşamımız boyunca birçok insan girip çıkıyor hayatlarımıza. Birçok yeni kişilik tanıyor, birbirinden farklı anılar biriktiriyoruz zihnimiz gerilerinde. Geriye dönüp baktığımızda kimisini güzel, özlem dolu bir gülümsemeyle kimisini de buruk, acı dolu tebessümlerle hatırlıyoruz. Bir insanı olgunlaştıran şeyin anıları ve onlara olan bakış açısı olduğuna inanıyorum. Fakat bunu söylerken aynı zamanda şunu da söylemeliyim ki olgunluk kavramının yaşla ya da yıllarla bir ilgisi yoktur. Tabii ki 16 yaşındaki liseli bir çocuk ile 25 yaşındaki bir gencin olaylara vereceği tepkiler arasında büyük farklar olacaktır fakat bunun "Olgunluk yaştadır." diyebilmek için yeterli olduğunu düşünmüyorum. Ben 22 yaşında bir gencim. 22 yıllık hayatımın karşıma çıkardığı şeylerin bana yaşıtlarımdan biraz daha farklı bir bakış açısı kazandırdığını düşünüyorum. "22 yılda ne yaşamış olabilirsin, sen daha hiçbir şey görmedin." diyecek olanlar olabilir. Evet, henüz çok az şey gördüm. Evet, daha görecek, yaşayacak çok şeyim var belki de. Ama ben bunu inkar etmiyorum zaten. Sadece şuna kadar gördüklerimin bile bana çok şey öğrettiğini söylemek istiyorum. İnancın ne kadar önemli olduğunu, kelimelerin gücünü, gerçek bir kaybın ne demek olduğunu, verdiğin mücadelelerin her şeye rağmen bazen bitmesi gerektiğini, bazen vazgeçmenin gerektiğini, sevginin çok değerli ve önemli olduğunu ama bazen sadece sevginin yeterli olmadığını, bazı anıları hatırladığında kırılsan da kötü hissetsen de o anları ve duygularını sahiplenmen gerektiğini, "Sonu kötü bitti." dediğin anılarında bile bir zamanlar hissettiğin o güzel duyguları hatırlamanın ve iyi anılarınla birlikte kötü anılarını da kabullenip sahiplenmenin seni daha ileriye taşıyabileceğini, dinlemenin ve kendini anlatmanın ne kadar önemli olduğunu, iyi ya da kötü diye bir ayrım yapmadan tüm duyguların hissedilmesi, yaşanması ve yansıtılması gerektiğini sadece 22 yıllık hayatımda öğrendim ben. Ve ben otuzlu, kırklı yaşlarında olup 16 yaşındaki bir çocuk kadar bile olgunluğa sahip olmayan kaç insan gördüm, tanıdım. Sadece yaşanmışlıklar değildir sizi değiştiren, ileri taşıyabilecek olan. O yaşanmışlıklara yaklaşımınız da önemlidir. Haklısınız, bazı şeyleri yaşınız ilerledikçe daha iyi anlıyorsunuz. Çünkü yaşınız küçükken zihniniz kadar duygularınız da toy oluyor. Bir şeyleri daha uç noktalarda hissediyorsunuz. Büyüdükçe sizinle birlikte zihniniz ve duygularınız da büyüyor. En basitinden duygularınızı nasıl kontrol edeceğinizi büyüdükçe öğreniyorsunuz. Kabullenmeyi, vazgeçmeyi, sakin tepkiler verebilmeyi... Kişiliğimizin kontrolünü ele alabilmek için hepimiz zamana ihtiyaç duyuyoruz. Tek fark bazılarımız bunu çok daha kısa sürede başarırken bazılarımız ancak ellisinde belki de yetmişli yaşlarında başarabiliyor. Bazı şeylere çok geç kalmış olmadan, hala bir şansınız ve vaktiniz varken zihninizi ve kişiliğiniz eğitebilmeniz dileğiyle...
-Sükut-u Hayal
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder