İnsanlıktan Vazgeçmeyin...

28/11/2017

   Hepimizin istekleri var hayattan. Kimimiz imkânsızı düşlüyoruz, kimimiz olacağı varsa da olmayanı… Temelde tutunacak bir dal arıyoruz aslında hepimiz. Bazımız sevgisizlikten kaçmaya çalışıyor, bazımız başarısızlıktan, bazımız mükemmel olamayışından… Hepimiz bir şey uğruna savaşıyoruz, başka bir şeylerden kaçarken…

   Senin elinin tersiyle ittiğin; benim uğruna savaştığım oluyor, benim elimin tersiyle ittiğim onun savaştığı… Şimdi ben neden mi sıralıyorum bu kadar cümleyi? Farkına varalım diye. Biraz olsun şu açgözlülüğümüzü bir kenara bırakıp, birbirimizi anlamaya çalışıp yardım edelim diye. Hiçbirimiz mükemmel değiliz, olamayacağız da. Zaten asıl mesele mükemmel olup olmamak da değil, insan olmak! “Acı duyabiliyorsan, canlısın… Başkasının acısını duyabiliyorsan insansın...” diyor Tolstoy. Demek istediğim tam olarak bu işte. Sokakta yürürken kocasından yediği dayak yüzünden çığlık çığlığa feryat eden kadını duymazdan gelmemektir insanlık... Küçük bir çocuğun, üzerindeki montu “O da üşümüştür.” düşüncesiyle önünden geçtiği köpeğin üzerine bırakması, gecenin bir yarısı sokak sokak gezip evsiz insanlara ücretsiz yemek dağıtmak, lösemili çocukların dileklerini gerçekleştirmek, insanların mutsuzluğundan mutlu olacak kadar kalpsiz olmamaktır...

   Hepimiz o ya da bu sebepten acı çekiyoruz bu hayatta. En kötüsü de böyle devam ettiğimiz sürece bu acılarımızı biraz olsun azaltmak yerine birbirimizin acısı olacağız. Bu yüzdendir ki görmezden gelmek yerine bir yardım eli uzatmamız gerek birbirimize.

   Birçoğumuzun sevdiği, hayran olduğu, minnet duyduğu o güzel adam, Çanakkale’ de can veren düşman askerleri için ; "Uzak memleketin toprakları üstünde kanlarını döken kahramanlar; burada dost bir vatanın toprağındasınız. Huzur ve sükûn içinde uyuyunuz. Sizler Mehmetçiklerle yan yana, koyun koyunasınız. Uzak diyarlardan evlatlarını harbe gönderen analar; gözyaşlarınızı dindiriniz, evlatlarınız bağrımızdadır. Huzur içindedirler ve huzur içinde rahat rahat uyuyacaklardır. Bu toprakta canlarını verdikten sonra artık bizim evlatlarımız olmuşlardır." demiş. Demeye de bilirdi ama. Onları böyle korumayabilirdi. Neticede onlar düşmanlarımızdı. İçinizden “Çünkü o ATATÜRK.” diyenler olduğuna eminim ama unutmayın ki o da bir insandı ve yapmayabilirdi. Şimdi size şunu sormak istiyorum: O güzel adam; savaşın ortasında, onlarca evladını kaybetmişken bu sözleri söylerken bizdeki bu kendini beğenmişliğin, vurdumduymazlığın sebebi ne? Yapmayın, benim sorunumun değil diyerek görmezden gelmeyin. İnsanlıktan vazgeçmeyin…


-Sükut-u Hayal

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Karanlık ve Dahalar

     Hayatta hepimiz farklı şekillerde kategorize ediliyoruz. Oysa temelde hepimiz aynı şeyiz; "insan". Ama bunu detaylandırmaya b...