Bazı günler vardır; insan hiç yaşamamış olmayı diler, bazı günleri ise tekrar ve tekrar yaşamayı... Mümkün olsa bir kavanoza koyup saklamak isteyeceğimiz anlar bile vardır bazen. Farkında olmadan bilinçaltımızda bir şarkıyla, bir renkle, bir yemekle, bir kıyafetle ya da herhangi bir şey ile bağdaştırdığımız duygu ve anılar vardır. Varlığımızı tanımlayan şey bu anlar bütünü müdür? Tüm bu anı ve duygular karmaşası mı bizi biz yapar? Sahi insanı insan yapan nedir? Tolstoy'un söylediği gibi başkalarının acısını duyabilmemiz mi? Ya da Descartes'in savunduğu gibi bizi insan yapan ve hayvanlardan ayıran şey akla ve sağduyuya sahip olmamız mı? Aristoteles, anlam arayışındaki insanı canlı olan bir varlık olarak tanımlar. Bu canlılığın ise insanı insan yapan en temel özelliktir der. Yani tarih boyunca birçok kişi; filozof, yazar, araştırmacı, bilim insanı bunu merak etmiştir. Çok uzun zamandır "İnsan nedir?" , "Ne için var olmuştur?" gibi sorulara cevap aranmış olsa da herkesin hem fikir olduğu bir net bir cevap bulunamamıştır. Bazı araştırmalar sonucu elde edilen verilere dayanarak biyolojik bir tanım oluşturulmuş olsa da, bilim sürekli kendini yenileyen bir disiplinler bütünü olduğu için yapılan tanımlar da zaman içinde geliştirilmiş ve değiştirilmiştir. Muhtemel gelecekte de tekrar geliştirilip değiştirilmesi pek tabii olasılık dahilindedir.
Küçük bir deney yaptığımızı var sayalım; sokaktan geçen rastgele insanlara "İnsanı insan yapan nedir?" diye sorduk. Kaç kişi birebir aynı cevabı verir? Ya da birebir aynı cevabı verenler çıkar mı? Benzer cevapları verseler de, küçük bir noktayla bile olsa farklı olan birçok cevap çıkacaktır ortaya. Mesela bu sorunun cevabına birçok kişi "Düşünebilen bir varlık olması." cevabını verebilir. Bu cevabı detaylandırmalarını istediğimizde muhtemelen birbirlerinden farklı tanımlar yapacaklardır. "İyi ve kötü ayrımını yapabilen." veya "Kendisi için yaralı ve zararlı şeylerin ne olduğuna karar verebilen." yapılabilecek tanımlardan sadece ikisi ve bu tanımlar da kendi içerisinde değişiklik gösterecektir. Birden fazla kişi aynı cümleyi kurabilir. Fakat bu hepsinin aynı şeyi anlatmak istediğini göstermez. Bir kelimenin çoğunluk tarafından kabul görüş genel bir anlamı olması o kelimenin diğer anlamlarını ortadan kaldırmayacaktır. Bana göre bu noktada verilen cevaplar için devreye bakış açısı giriyor. Hepimiz farklı hayatlar yaşıyoruz. Aynı koşullara sahip olsak bile her birimiz ayrı bir varlık olduğumuz için farklı tepkiler geliştiriyoruz. Gerek koşulların farklılığı, gerek sahip olduğumuz diğer etken ve farlılıklar bakış açılarımızın birbirinden ayrılmasına sebep oluyor. Sahip olduğumuz bu farklılıklarda bizi biz yapıyor.
Ben insanı diğer varlıklardan ayıran ve insanı insan yapan şeyin sahip olduğu ruh olduğuna inanıyorum. Her varlığın bir ruhu vardır. Ruh işlenmemiş bir ham maddedir. İnsan, ruhunu işleyebilme ve şekillendirebilme yeteneği ile diğer varlıklardan ayrılır. Sahip olduğunuz koşullar, hayatınıza giren ve çıkan insanlar, karşılaştığınız durumlar gibi birçok etken ruhunuzun şekillenmesi için bir araçtır. İnsan yaşadıkları ve sahip oldukları ile ruhunu besleme ve şekillendirebilme yetisine sahip tek varlıktır. Ruhunuzu geliştirmek için neyi araç olarak kullanacağınız ya da ruhunuzu nasıl şekillendireceğiniz sizin elinizde olan bir durumdur. Kendinizin en iyi versiyonun ulaşabilmek için yapmanız gereken ruhunuzu elinizden gelen en iyi şekilde beslemek ve şekillendirmektir...
-Sükut-u Hayal
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder