Sürekli bir şeylerden şikayet ediyoruz. Elimizde olanlardan ya da olamayanlardan. Peki sizin yerinizde olmayan ve belki de asla olamayacak insanları hiç durup düşündünüz mü? Demek istediğim, hiç bardağın bir de dolu tarafı olduğunu kendinize hatırlatma gereği duydunuz mu? Hayır, polyannacılık oynamaktan bahsetmiyorum. Çünkü acının, üzüntünün, kıskançlığın, kısacası insanların "kötü" olarak nitelendirdikleri tüm duyguların hissedilmesinin ve yaşanılmasının gerekliliğine inanıyorum. Tıpkı diğer tüm duygular gibi. Benim anlatmak istediğim realistlik. İyiyi, güzeli, doğruyu, gerçeği kabullendiğimiz kadar kötüyü, çirkini, yanlışı ve hatta yalanı dahi kabullenmemiz gerekiyor. Daima bardağın bir de diğer tarafı olduğu gerçeğini öğrenmeli ve kabullenmeliyiz. Biz insanlar o kadar bencil ve nankörüz ki gerçekler canımızı yaktığında yalanlara başvuruyoruz, doğrular canımızı yaktığında yanlışlara sarılıyoruz, bize iyi geldiğini sandığımız şeylerin ne kadar kötü olduklarını veya olabileceklerini göz ardı ediyoruz ve bunun gibi daha birçok şey. Ama aslında hiçbirimiz bunun için birbirimizi suçlayamayız. Bu doğamızda var, adeta tüketmek için var olmuşuz. Ama belki de tüm bu düzenin devam ettirilebilmesi için dünyanın buna ihtiyacı vardır? Belki de sadece yapmamız gerekeni yapıyoruzdur? İşte size bardağın iki tarafı, en başından beri demek istediğim buydu. Olayların her zaman bir iyi bir de kötü tarafları olur, bir doğru bir de yanlış , gerçek ve yalan tarafları. Biz onları görmesek de... Hani derler ya; "Nasıl baktığın değil, ne gördüğün önemli." Bütün mesele bundan ibaret aslında. Her birimiz farklı pencerelerden bakıyoruz hayata, her birimiz farklı "görüyoruz". Ama bunu bir türlü kabullenmek istemiyoruz. Karşımızdakini doğru düzgün dinlemiyoruz, bazılarımız bu yüzden kendini düzgünce ifade edemiyor. Yanlış yapmaktan, ve yargılanmaktan korktuğumuz için kendimize sınırlar belirliyoruz. Yanlış olmadan doğrunun bir değerinin kalmayacağını unutuyoruz. Kendimize sınırlar koymamıza sebep olduğu için içten içe sürekli birilerine kızıyoruz, birilerini suçluyoruz ama aslında kendimizin de başkasının kızıp suçladığı o kişi olduğunu fark etmiyoruz. İstesek de istemesek de veya kabul etsek de etmesek de doğrular kadar yanlışlara, iyiler kadar kötülere, gerçekler kadar yalanlara, güzellikler kadar çirkinliklere de ihtiyacımız var. Çünkü biri olmadan diğerinin hiçbir değeri kalmıyor. Bu yüzden biraz olsun o diğer tarafı da görmeye çalışın, en azından deneyin...
-Sükut-u Hayal
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder