Umut nedir sizin için? Uğruna kitaplar yazılan, filmler çekilen, şarkılar yazılan, hatta tiyatro oyunlarına dönüştürülen bu kelime neler ifade ediyor size ya da basıl bir duygu sizin için? Bana göre umut hem yaşamı hem de ölümü içinde barındırır. Umut size yaşamak için ihtiyacınız olan gücü sağlayabilir fakat bunu yanı sıra aynı umut ölümünüze de sebep olabilir. Bunu size bir örnekle açıklayayım. Hiç kimsenin böyle bir şeyi yaşamasını elbette istemeyiz ama sevdiğiniz birinin bir çeşit kaza geçirdiğini varsayalım. Yüksek bir yerden düşmek üzere ve siz de eğer oradan düşecek olursa ölebileceğinin farkındasınız. Ama tüm üzüntü ve korkunuzun yanı sıra bir de onu kurtarabilme umuduna sahipsiniz. Şüphesiz, belki de hiç düşünmeden, atılıp sevdiğiniz kişiyi tutmaya ve onu kurtarmaya çalışıyorsunuz. Fakat varsayımımızın sonu maalesef iyi bitmiyor. Kurtarma umuduyla tutmaya çalıştığınız kişi düşerken sizi de yanında çekiyor ve ölüyorsunuz. Şimdi bazıları diyecek ki; "Ne yani! Sevdiğimiz insanın başı dertteyken oturup öylece beklememizi falan mı bekliyorsun?". Hayır, kimse sizden bunu beklemiyor bekleyemez de. Ben sadece umudun nasıl aynı anda hem yaşamı hem ölümü içerdiğini anlatmaya çalışıyorum. Duygularınızı bir kenara koyarak olaya baktığınızda ne demek istediğimi anlayacağınızı düşünüyorum. Yine bazıları, "Hem bize umutla ilgili şeylerden bahsediyorsun hem de duyguları bir kenara bırakın diyorsun bu nasıl bir çelişki? Umut da bir duygu, farkında değil misin?" diyebilir. Fakat sorun da burada başlıyor zaten. Umut, belki de en tehlikeli duygularımızdan bir tanesi. Umut etmeye başladığınızda, tüm olasılıkların farkında dahi olsanız kötü olan ihtimalleri göz ardı etme eğilimi gösteriyorsunuz. Günümüzde rastlayabileceğiniz ilişkilerden birini ele alalım. Bu kez bir iyi, bir de kötü bir senaryodan bahsedeceğiz. İlk olarak toksik diye adlandırabileceğimiz bir ilişki söz konusu olsun. İlişkinde toksikliğe maruz kalan kişi; "Beni kırdı, beni üzdü hatta zaman zaman kötü de davranıyor ama beni gerçekten seviyor olabilir." düşünceleri içerisinde. Yani karşısındaki kişi tarafından sevilme umuduna öylesine sıkı sıkıya tutunmuş ki içten içe sevilmediğini bilse dahi cümlelerinin sonu hep bir "ama" ile bitiyor. Karşısındaki kişinin yaptıklarını sürekli olarak kendi içinde aklıyor. Sevilmeye karşı olan umudu; o farkında bile olmadan onu zehirliyor, ona zarar veriyor. İkinci bir senaryo olarak; karşılıklı olarak saygı ve sevginin söz konusu olduğu sağlıklı bir ilişkiyi ele alalım. Böyle bir ilişkide, taraflar birlikte yaşayacakları güzel geleceğin umudunu taşırlar. Bu umut; birbirlerine karşı olan sevgilerini ve saygılarını korumalarına hatta daha da büyütmelerine, mutlu olmalarına aracılık eder. Ve güzel günler yaşayacaklarını vaat eden o umut evlenme kararı almalarına dahi sebep olabilir.
Sahip olduğunuz umudun size nasıl büyük büyük kararlar aldırabileceğini, sizi nasıl büyük büyük eylemleri gerçekleştirmek için harekete geçirebileceğini fark ettiniz mi? Umut bir ateşleyicidir. Sizi harekete geçmeye zorlar ve unutmayın yerine göre beklemek de bir hareket sayılabilir. Bize büyük kararlar, riskler aldırıp hatalar yapmamıza ya da başarılar elde etmemize sebep olabilir. Bu yüzden söz konusu umut olduğunda, dikkatli olmak gerektiği kanısındayım. Zira dikkatli olmazsanız bu işten zararlı çıkabilirsiniz... Öte yandan, Platon'un 'Devlet' adlı eserinde geçen şu satırları da aklımızda tutmak gerek;
"Umut tatlı tatlı doldurur içini,
Yoldaşlık eder ona, hoş eder gönlünü.
Umut yola sokar, yoldan çıkan insan aklını."
Görüyorsunuz ya, umudu saf iyi ya da saf kötü olarak değerlendirmemiz mümkün değildir.
Şuana kadar size, kötü olarak adlandırabileceğimiz bir çok örnek sunduğumun farkındayım. Fakat yine de size; umut etmekten, umudunuzun peşinde koşmaktan, umut ettiğiniz şey uğruna savaş vermekten asla vazgeçmeyin diyeceğim. Bu uğurda düşebilir, üzülebilir, kırılabilir, kendinizi kötü hissedebilirsiniz ama sizi yeniden ayağa kaldıracak ve devam etmenizi sağlayacak olan da şüphesiz ki yeni bir umudun varlığı olacaktır. "Uzun bir yolculuk tek bir adımla başlar." der Konfüçyüs. Size o adımı neyin attırdığından emin olun. Bir umudun peşine takılıp o uğurda körü körüne koşmamaya ama aynı zamanda da vazgeçmemeye çalışın. Ünlü filozof Sartre'ın da dediği gibi; "Hayatta yapılacak o kadar çok hata var ki, aynı hatayı yapmakta ısrar etmenin anlamı yok."
-Sükut-u Hayal
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder