Hepimizin bir beklentisi var hayatta. Uğruna çabaladığımız, çabalarken yorulduğumuz, bazen vazgeçmek zorunda kaldığımız, vazgeçmeyi tercih ettiğimiz, kazandığımız ve kaybettiğimiz şeyler var... Beklentilerimiz aynı olsa dahi temelde bizi birbirimizden ayıran şeyler bunlar aslında. Hayata karşı bakış açımızı belirleyen ve değiştiren etkenlerden biri.
Ben 22 yaşında olan ama hala kendi benliğini tanıyabildiğine, kişiliğini bulabildiğine inanmayan biriyim ve hala bir arayış içerisindeyim. Hayatta beklentilerimden belki de en büyüğü, doğal olarak, kendimi bulabilmek. Hayattaki amacımın ne olduğunu çözebilmiş değilim. Eminim ki benimle aynı durumda olan, böyle hisseden bir sürü insan vardır. Maalesef bu konuda onlara ya da kendime verebilecek bir tavsiyem yok. Tek bildiğim birilerinin hayatına iyi bir şekilde dokunabilmek ve hatırlanmak istediğim. Kimin söylediğini bilmiyorum ama bir yerde bir söz duymuştum; "İnsan ölünce unutulmazlar, unutuldukları zaman ölürler." Ölümle bir sorunum yok. Ölüm, yaşamın bir unsurudur ama hiçliğe karıştığımda arkamda bir iz bırakmak istiyorum. Fiziken var olmasam bile birilerinin anılarında, düşüncelerinde, tebessümlerinde var olmaya devam etmek...
Hayat ne getirir bilemem ama güzel günlerin geleceğine olan inancımdan vazgeçmeyeceğim. Siz de vazgeçmeyin. Ne olursa olsun her şey bir şekilde geçiyor. Belki eksiliyorsunuz, belki bir şeyleri kaybediyorsunuz, belki can yakıyor, belki vazgeçmek zorunda bırakıyor, belki sizi alışmaya mecbur bırakıyor ama her şey eninde sonunda geçiyor. Ne o en karanlık günler ve geceler, ne zihninizde sıkışıp kaldığınız anlar, ne de diğerleri... Hepsi ama hepsi bir noktadan sonra geride kalıyor. Söylemek kolay ama o anları yaşarken bitmeyecek gibi hissettiriyor. Bunu da biliyorum. Çok iyi biliyorum hem de. Ben kendi zihnindeki karanlıklarıyla ve kendine çıkardığı zorluklarla savaşmak zorunda kalanlardanım. Hani şu kendi kendine düşman olanlardan. Ama ben bile farkındayım her şeyin bir şekilde geçtiğinin. Bu yazı, bu blokta yazdığım diğer şeylerden bir tık farklı oldu. Bunun farkındayım. Neden böyle bir yazı yazdım ya da bunu paylaşmaya gerek duydum bilmiyorum. Eğer bu yazıyı buraya kadar okuduysanız size son olarak şunu söylemek istiyorum; Hiçbirimizin hayatı mükemmel değil. Öyle olduğunu iddia edenlerinki bile. Mükemmel olmak zorunda da değil zaten. Hayatınızdaki iyi ve güzel olan günlerin size ait olduğu kadar kötü, hatta berbat olduğunu düşündüğünüz günler de size ait ve belki de sizin 'siz' olmanızı sağlayan şey bunların bütünü. Bunu unutmayın ve o kötü günlerin güzel günleri getireceğine inanmaya çalışın...
-Sükut-u Hayal
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder